Pages

Affichage des articles dont le libellé est Türk Şiiri. Afficher tous les articles
Affichage des articles dont le libellé est Türk Şiiri. Afficher tous les articles

13/09/2024

Fugues et pérégrinations 1- la poésie comme Ersatz


Ch. 1 –Suis-je taillé sur le tissu d’Éternité ? –éikon d’Aion

Ch. 2 – Daphné & Apollon -séduction de la Vierge

Ch. 3 –Poésie comme Ersatz -ami trouvé -parole vive

Ch. 4 –On est assis  sur un obus dans un terrain neutre

Ch. 5-Calcul de conscience et le promontoire d'inconscient

Ch. 6 – Déjà-vu -deuxième ou troisième récurrence d’Autre Cinéma

Ch. 7 –Témoigner de soi comme exemple d’immanence -hymne à la vie

Ch. 8 –Double devoir différé -guide d’épanouissement de la vie


Database/Ran 12.09.2024


23/08/2024

Quand les règles d'engagement sont rompues dans la poésie Turque


Deyim ("les règles d'engagement") Hüseyin etil’e attir : « ismet Özel ve partizan », Küre, 2019, s. 287, not 6.

Ficton autobiographique
Database/Ran 23.08.2024

03/08/2024

« Sisyphos Oyuncağı »

 




« Sisyphos Oyuncağı »

 

Kalbime soğuk sıkım, Taş Baskı[1] dedin,

Beni kıramadın, Leyleği erken yolcu etmiş  gibi

Laklakân-ı Ser güzeşt kıldın[2]

Buda da senin olsun, Peşte[3] mal da

 

Havadan sudan  Gazhâne'den Baruthâne'den[4]

İşlevsel işliklerinden Sahara Çölünde[5]

Bana münâsip bir yer bulamadın

Taş olsa çatlardı, Buda da[6]…

                                                                                       

                                                                                     31 Tammuz 2024

 

 

[1] Lithographie

[2] “Leylekli Şiirler”imden mülhem (Merdivenköy Mevlevihanesinde yazılmıştır).

[3] “Européra” adlı operetimden (“La Ville, le Mode d’Emploi -en temps de la Paix et de la Guerre” filmimde seslendirmişimdir: “Buda’ya gidiyorsan Peşte’ye de gel” şeklindeki mısrâ’da geçer.

[4] Birini Hasanpaşa’da, diğerini Yedikule zindanlarını ziyâretimde bulmuşumdur; bir üçüncüsü, “Yenikapı Mevlevihanesi”dir, ki benim için kayıptır.

[5] “Sahara Çölü”, “Savage Garden” demektir bizim için; ismi geçen filmimde beyân etmişimdir. “Yabanı yabana atmamak lâzım” mısrâmda geçer.

[6] “Buda” heykellerinin Talibânca patlatılmasına nâziredir.

 

19/05/2024

Mon Ontologie à Trois Cercles-II


Communauté des Visionnaires:
Un remake de ce que j'avais publié ici même, du même titre; avec un "développement" (ahurissant) poétique, intitulé "Noce Alchimique -Fenâ Fillâh" (ma poésie qui était perdue depuis Août 2020, juste après ma "mort" d'Osiris en mai 2020; qui est en langue turque, et explicite bien le propos théorique sur l'entrelace -chiasmatique- de "Trois Cercles" en question, qui renvoie bien à l'Hermès Trime9istre (Zûl-karnayn) et aux mystères d'Eulésis dont Hegel parlait, juste au début de sa Phénoménologie - ch. de "La certitude sensible").
Une noce de la poésie avec la théorétique, et bien au-delà, une auto-bio-thanato-graphique... Database/Ran le 19 mai 2024

28/02/2020

Sunam Kalk Gidelim Duna Boylarına...

 
 
Sunam
Kalk Gidelim Duna Boylarına...
 
(la nuit de grand Exode du 27-02-2020)

22/02/2020

In veritas, vino!


İn veritas, vino!

 

Ey Çugaşvili[1] kalk çivili yatağından,

Kalk ahırlara, kalk tavuklara, kalk kazlara

Kalk meryemin kızlarına

Sakallı kadınlara süt kes

 

Çugaşvili bu son istirahatgâh mı, kalk

Sabah olmadan ahırlara, rüyalarında doğuranlara tek gözlü ineklere nar bahçelerine

 

Yıldızlara bakma zamanı mı kalk

Derin kuyulardan su çek

Çekirgeleri besle sonra besili çekirgeleri

Tavuklara ver, yumurtaları seç Efendi’ye götür, efendiden boş güğümleri getir

(asla şiir okuma söyleme,

filozofların insan uru ve

ırka ihanet olduğunu unutma)

 

sen Beyaz Rus değilsin,

Moskova Çayır Prensliğinde,

Çarların Baltık âlemlerinde hizmetli değilsin,

sen zavallı dağlı bir Gürcü’sün,

sana fildişinden paskalya yumurtası sorulmayacak,

çift sarılı var mı sorulacak

 

ne haddine senin sembolizm,

sen de onlara Meryem’i anlatma,

kutlu gizemli  Müjde’den bahsetme, (yüzün kızarır kadınlarla konuşma)

 

Kalk Çugaşvili kalk arabayı hazırla

Eşeği kapa, atları çıkar, koşumları tak,

Şarap ve Nar Tanrısının sunağına gidiyoruz,

bakalım yıldızlar olgunlaştı mı,

şiirimizi duyup gönendi mi filizler,

çapraşık şehirli fikirleriyle yormadan toprağı,

alabilecek miyiz bakalım,

Sadece gerçekle[2] o sahici şarabı

İn veritas, vino!

 

Filozoflar bunun tersini söyler

In Vino, Veritas! diye

Haşa! Kahpenin çocukları kepazeler

Müptezeller

Efendilere gidecek “Şarap

Gerçekle yapılır”, yani su katılmaz demek

Yoksa yüce dinimizin asil gerçekleri nasıl şaraba sığsın ki?

 

Kalk Çugaşvili kalk sırtlan fıçıları

Şakla kırbacı çek arabayı

Diyonizos Vadisine,

ezecez bütün hıncımızla olgun taneleri

 

 

 

23-02-2020

 



[1] Kars vilayetinin Türk tarafı Patnos’ta ÇUVAŞGİLİ derler sana Çavuşoğlu…
[2] Düz, yalın gerçek;  felsefi (tartışmalı, gidimli) veya toplumsal (şehirli) olmayan

31/12/2019

Hafriyat Yılları ("Kolları Dallara Gerili Zâyıat İlâmı...)







Hafriyat Yıları -
‘Kolları Dallara Gerili
Zâyi İlâmını Ben Yazarım…’
Şairler arası atışma veya oyun
–şimdi uzaktan bakınca- şöyle başlamış olmalı: Ebebiyatımızın ve Şiirin “muhkem
mevkii’”nde oturan bir yaşlı şairimiz (Melih Cevdet Anday), bütün ‘Antik
Yunanî’ bilgi birikimini ve derinliğini kullanarak 1980’li yılların başında
(darbe yılları) “Kolları Bağlı Odysseus”adlı eserini kamuoyuna sunar. Kitap
bütün felsefe öğrencilerinin ve güneye tatile gitmeye hazırlanan “Beyaz Türk”
okurunun başucu kitabı oluverecektir. Zamanında şehrin çilesini çekmiş, ve
arada kaynayan bir dizesiyle –epeyi evvel- (“Saatleri Çıkarmış, Kolları Dallara
Gerili”) huysuzluk çıkaran bir başka ‘eküri’den diğer yaşlı bir şair de (Ece
Ayhan) bu ‘kıymetli’ sözcük seçimiyle yazılmış şiir kitabının aslında kendi
dizesinin çalınmasıyla imge gücünün antik amaçlarla (darbeci General Kenan
Evren ‘Marmaris’i ve “Mavi Yolculuk” propagandası!) kullanıldığını ve harekete
geçilmesi yönünde masalarda ‘kulis’ yapmaktadır. Dediklerinden bir şey
anlamasalar da masadaki genç nesil şairlerin aklına şiire şiirle savaş açma
gibi bir fikir gelir. Toplasan bir-buçuk şair etmeyecek bu alkolikler işe
girişir ve 1983-1993 arası çeşitli arkadaş dergilerinde “Reşit İmrahor” müstear
ismiyle bu şiir-imge hırsızlığına bir dur demek amacıyla orta halli şiirler
yayınlamaya başlarlar. Aralarında hiç Türkçe şiir yazmamış masa entelleri bile
vardır, hatta ünlü yayıncı da (Enis Batur) sözde tanıklıklarla bu isimde bir
şairin olduğuna dair kamuoyunda telkinlerde bulunur. Besbelli bunları yazan tek
şair olarak, darbeden sonra “şiiri bıraktığını şiirde ilân edip” işsiz kalıp
reklamcı olan İzzet Yasar’dan başkası yoktur. Şiir yazmayı bir türlü
durduramadığı ve intihar  etmesi için de
“Martini”yi çok sevdiği için utancından ‘baba evi”nden dışarı çıkamayan şair
kendince bu işi üstlenir; imece usulü imgeler, dizeler sağdan soldan ödün çalınarak
bir kitap halini alır. Mitos’a verilir bastırılır ve kampanya ile de desteklenir.
Cenk Koyuncu reklam işlerini iyi bildiği için Piar ona verilir, İ. Yasar iyice
karartılmış, mistifie edilmiş olur. Olaya Deniz Çekiç bile katılır, “Beyaz”
dergisinde Ahmet Soysal tarafından ağırlanırlar. Ama üstün şair hiç üstüne
alınmamıştır, Anday hayranları ise durumun farkında bile değildir.
Biz 31 Aralık 2019 gecesi hafriyat
için yıkılan Kuzguncuk’taki yalıdan çıkan evrakı metrukeyi görmesek, biz bile
alaka kuramayacaktık (Ahmet Güntan o akşam “masa”da tamamen tesadüf eseri
bulunduğunu söylüyor: Enis Batur, Beşir Fuat’ın intiharı üzerine yazdığı
şiirdeki fantazi ürünü dizeleri zorla kullandırdı diyor; sonra iş bitince onlar
da topluca “Mavi Yolculuk”a gitmişler zaten; “alakamız yoktur” demişler
Anday’a, konu kapanmış). İşte durumun nihâi izâhı 37 yıl sonra bu filmimde…

Database/Ran 31-12-2019

30/11/2019

A quoi sert la Poésie?

https://www.youtube.com/watch?v=bEf23uKc2zg&t=8s

II ème volet de "Yanık Saraylar Opereti -II" (enTurc)

En appendice: Une digression en français: "A Quoi sert la Poésie?" (A Reply to Derrida)